Büyükada'da Gezilecek Yerler ve Tarihi Mekanlar

  • Aya Yorgi'nin kıskandığı yer: ADAKULE

    Büyükada Hızır İlyas Tepesi’nde bulunan yangın gözetleme ve seyir kulesidir. 19 metre yüksekliği olan kuleden İstanbul Anadolu Yakası’nın Marmara Denizi’ne bakan Kayışdağı-Tuzla arasında kalan orman alanları ile İstanbul Adaları yangınlara karşı gözetlenmektedir. Kule 2008 yılında modernize edilmiş olup, burada yangına ilk müdahale konusunda eğitimler verilmektedir. Deniz seviyesinden 200 m yükseklikte bulunan ADAKULE’de son teknolojiyle donatılmış kameralarla gözetleme yapılmaktadır.

  • Aya Nikola Manastırı

    Manastır Karacabey Koyunun kuzeye bakan yamacında kuruludur. Bizans döneminde asıl manastır ve kilise deniz kenarında kurulu idi. Zamanla bu manastır yıkılıp denize göçünce XVI. yüzyılda şimdiki yerinde küçük bir kilise olarak yapıldı. 1894deki büyük depremde yıkılan Heybeliada Ruhban Mektebinini yeniden inşa ettiren banker Stefanovik, artan malzeme ile de Aya Nikola manastırını yaptırmıştır.

  • Aya Yorgi Kilisesi

    Büyük Ada’nın en yüksek tepesinde, halk arasında Aya Yorgi adıyla bilinen, “Agios Georgios” Rum Ortodoks Manastırı bulunmaktadır. Bu manastır, adını M.S. III. asırda, Hristiyan inancından dolayı putperestler tarafından şehit edilen ve bugün mezarı Filistin’ de bulunan, Roma ordusunda bir subay olan, Kapadokyalı Aziz Georgios’tan almaktadır. Patrikhane kayıtlarına göre Aya Yorgi Manastırı 1751’de inşa edilmiştir. Tepede çan kulesinin arkasındaki kilise ise Aya Yorgi Kilisesi’dir ve 1905 yılında inşa edilmiş, 1909 yılında kullanılmaya başlamıştır.

  • Büyükada

    Büyükada konum olarak, Marmara Denizi’nin kuzeydoğusunda yer almaktadır. İstanbul’un Anadolu Yakası sahiline paralel olarak Kartal, Maltepe, Pendik ve Bostancı sahilinin tam karşısında bulunan adacıklar içinde en büyüğüdür. Çevresinde kendisinden yaşam ve yüzölçümü olarak daha küçük olan komşuları Heybeli, Burgaz ve Kınalı ve Sedef Adası konumlanmıştır. Nizam ve Maden olmak üzere 2 mahalleden oluşmaktadır. Tarih kokan evleri, çiçeklerle bezenmiş sokakları ve hiç bitmeyen fayton sesleriyle, gelen misafirlerine her zaman huzur sunmuştur. Özellikle köşkleri ve konakları buraya farklı anlamlar katmıştır. Dört bir tarafı denizlerle çevrili ülkemizde bulunan bir çok adadan önce, en eski deniz içi toprak parçalarından olan bu lokasyon, deniz üzeri yaşamı kavramının ilk oluştuğu yerlerin başında gelir.